
Semptom üzerine Cenevre Konferansı*
Jacques Lacan
Çev.: Özgür Öğütcen
Beni buraya çağırmış olduğu için Olivier Flournoy’a teşekkür etmeden başlamam olmaz, size hitap edebilmem için bana bir ayrıcalık sağladı.
Bana öyle geliyor ki, pratiğe başladığımdan bu yana, size en azından bir açıklama borçluyum –bu öncelikle uyguladığım ve ondan sonra da bir gün öğretmeye başladığım olgu hakkında bir açıklama.
Aslında öğretmeye ihtiyacım yoktu. Ben başladığım zaman adı Paris Psikanaliz Enstitüsü olan kurum kurulmuştu –aslına bakılırsa, bu rolde pek de iddiası olmayan birisi tarafından bir devralma namına kurulmuştu. Ben sadece bunu yaptım, çünkü o zamanlar, ki bu bir kriz zamanıydı –kısacası, bir tür diktatörlük kuruluyordu-, savaştan filizlenmiş olan bir grup insan, psikanalistler benden konuşmaya başlamamı istediler –ne yazık ki bundan bir şeylerin ortaya çıkması sekiz yıl aldı, bu nedenle kuruluş 1953’dü.

Editörü olduğum kitaplar
http://www.reccollective.org/published_tr.html
Selim Süme ile ortak çalışmamız olan Tekerrür!

Tebdil-i Kıyafet Olarak Kadınsılık**
Joan Riviere
Çev.: Özgür Öğütcen
Psikanalitik araştırmanın her alanındaki dönüşüm Ernest Jones’un [1] ilgisini çekti ve son yıllarda bu soruşturmalar yavaş yavaş kadınların cinsel yaşamının gelişimine sıçramış bulunmakta; doğal olarak o bu konuya en önemli katkıyı yapan kişiler arasındadır. Her zaman olduğu gibi o, hâlihazırda sahip olduğumuz bilgiyi aydınlatmaktaki ve aynı zamanda kendi yeni gözlemlerini buna katmaktaki özel yeteneğiyle çalıştığı konu üzerine büyük bir ışık tutmaktadır.
Okumaya devam et “Tebdil-i Kıyafet Olarak Kadınsılık – Joan Riviere”
M.S. 10 000’den…*
Özgür Öğütcen
Kaos GL için bir yazı yazma fikri aklımda ilk oluştuğunda hemen ne yazabileceğimi düşünmeye başladım: Acaba psikanalitik cinsellik kuramının kılı kırk yaran formülasyonlarını mı anlatsam, sexuation’dan mı bahsetsem ya da en iyisi terapi pratiğinde toplumsal cinsiyet meseleleri nasıl tezahür ediyor onu mu betimlesem diye düşündüm. Ama sonra aklıma “fütüristik” bir kurgu anlatmak geldi, hem de tersinden bir perspektifle; yani gelecekten, M.S. 10 000 yılından bir bakış psikanalizi nasıl görürdü acaba? Üstelik cinsiyet, cinsel kimlik, eşcinsellik, LGBT, queer, biseksüellik ve daha bir sürü şey o zamandan bakıldığında nasıl görünebilirdi?
Nor-male[1]
Özgür Öğütcen
“Normal”in ne olduğuna ilişkin görüşümüzü iki hatta ilerletebiliriz: birincisi bilimin “normal”idir, ki bu hiç kuşku yok ki norm oluşturmaya gönderme yapar. Ama bilim hangi düzeyde “normal”le ilgilenir? Ve bu “normal”i, “Norm-Al!” diye, bir emir olarak da, duyabileceğimize göre, ve nor-male kelimesinin erkeğe, eril olana gönderme yaptığından kuşku duymayacaksak şayet, bilimin bu sözü geçen ideolojik formla (bu da ikinci hattır) ilişkisi nedir? Batılı-Beyaz-Erkek normu, yani bu sözü geçen normalin temeli, psikanalizin ilgilendiği cinsiyetin gerçeğiyle ne ölçüde çatışır, nerede onunla uzlaşmaya girer, ortak bir noktada buluşabilirler mi gibi sorular bizi sadece cinsiyetin gerçeğini sorgulamaya itmez, gündelik hayatımızın ideolojik biçiminin bize normal gelmesini de bir soru(n) haline getirir.
