“Pluribus: Amerikan Toplumu Komünizm Fikriyle Yüzleşiyor”
Pluribus adlı dizi ilk bölümünden itibaren büyük ilgi gördü. Yeni bölümlerinin çıkması heyecanla bekleniyor bir grup insan tarafından. Dizi, nerede olduğunu tam olarak bilmediğimiz, çöl gibi bir yerin ortasındaki bir gözlemevinde başlıyor. Genç ve tabii ki “nerd” bir grup bilim insanı, önce bir kişi, uzaya çevrilmiş uydu alıcılarının her 78 saniyede bir başa dönerek tekrarlanan dörtlü bir dizi kaydettiğini fark ederler. Sonra da bunun ne olduğunu çözmeye çalışırlar. Sinyali ilk fark eden genç bilim insanı bu dizinin 4’lü olduğundan yola çıkarak, bunun bir DNA dizisi olduğunu fark eder; her kromozomda 2 zincir ve bu iki zincirin de iki zinciri, yani toplam 4 dört zincir vardır. Bilim yoluyla bilinmeyeni ele alma girişiminin dizinin en başında ortaya çıkması, aslında içinde yaşadığımız toplumu, sonra dünya fikrini, en sonunda insanın ne olduğunu kuran en temel boyuta işaret eder: bilim. Hakikatin kendisini ona açıverdiği bu ihtiraslı şey, artık dinin ya da başka türde bir düşüncenin olmadığı topraklarda gönlünce ilerlemektedir. Uzaylılar bile, sonuç itibariyle bilim aracılığıyla bilim insanlarına seslenmektedirler, başka türde bir mesaj yoktur. Modernitenin başından itibaren, yani Descartes’ten itibaren, ortaya çıkan dünya-toplum-insan tahayyülleri, bilim fikrinin öyle ya da böyle musallat olmadığı bir düşünce geliştiremediler; ister ona karşı olsunlar ister taraftar, fark etmez. Dünyanın “en ileri” ülkesi olan ABD’nin kültürel ve sanatsal üretiminin bu fikri yansıtmaması düşünülemez doğal olarak, ama Pluribus dizisi belki bundan ötede bir şeylere de işaret ediyor olabilir.
Okumaya devam et ““Pluribus: Amerikan Toplumu Komünizm Fikriyle Yüzleşiyor””





